Ö.CENAP BAŞMAN KIMDIR?
ÖN YARGI İNSANIMI YAKAR. YANLI BAKIŞLA YAKLAŞAN KENDİ ÖZ SIRLARINI DAHİ KEŞFEDEMEZ.
KURTULUŞ VE FELAHA ERMEK TAKLİT İLE ASILI AYIRMAKLA MÜMKÜN OLABİLİR.
BU AYIRIMI YAPAMAYANLAR TAKLİT YAPAN PROVOKATÖRLERİN DOLDURUŞLARINA GELİR MAHVOLURLAR.
AXOY MATU (CENAP BAŞMAN)
| POZİTİF DEĞİŞİM |
| Galaktik Yaşam |
| Salı, 13 Eylül 2011 04:57 |
|
POZİTİF DEĞİŞİM
Değişmek dönüşmek her bir zerre için gerekli bir olgudur ve her bir zerre mutlaka değişip dönüşüyor. Bir yüz yıl önceki tilkinin kurnazlığını kayda alırsak ve bu uzay zamandaki bir tilkinin hattı hareket motivasyonlarını gözlemlersek bu uzay zamandaki tilkinin ne kadar değiştiğine ve kurnazlığında açık bir fark olduğuna, aynı tilki kalmadığına şahit oluruz. Yine bir insan(beşer) ın evrim düzeyinde tarihe baktığımızda hep ileriye gittiğini görüyoruz. Fakat değişmek Atlanta Özgür İrade Yasası ve Çift Kutbiyet Yasası'nın öngördüğü prensipler doğrultusunda çift kutbiyete açıktır.Yani "İsteyen istediği ile hemhal olur"."Adımını attığından yana nasibini alır" prensibine göre isterse pozitif isterse de negatif değişmekte özgürdür bu Çekirdek Dünya'da. Bu dünya tümel olarak bilinçli bir organizmadır ve değişimin bilgisi ve enerjisi yani güncellemesi her an Andromeda ve Shapley3 Enerjetik Galaksilerindeki yüksek benlikler ve İlahi Hiyerarşi tarafından yapılmaktadır.Fakat biz insanlık için değişimin çok yönlü fırsatları vardır.bizler aynen bir bilgisayarın sürekli güncellenme ihtiyacına göre güncellenmesi nasıl ki mütemadiyen yapılıyorsa aynı şekilde hem biz insanlık hem de dünyanın tümel varlığı da atomlarından daimi süregiden güncellemeyle daha evrimli daha performanslı kılınmaktadır. Biz insanlık için Çift Kutbiyet Yasasına göre eğer Kozmik Hiyerarşi' nin yolunda ilerlersek evrensel insanlık mertebesine ilk etapta yükselecek ve oradan da tanrısallık payesiyle özümüze bilincimizin merkezine varmış olacak ve sonsuzluğun birer Öz Yaratım Prototipi haline gelebileceğiz. Fakat ilahiliğe ters bir güncelleme, değişme arzusunda olursak yani adımlarımız pozitif olandan değil de negatiften yana olursa çok açıktır ki birer şeytan olup çıkmamız kaçınılmazdır.Bu durum aslında çok açıktır size çok açık bir şekilde izah edebilirim. Bizler ilk etapta makro yaşamı sürdüren Andromeda ve Shapley-3 enerjetik yaşamı sürdüren yüksek benliklerimizden sadır olmuş birer uydu karakterli bilinç potansiyeliyiz. Yüksek benliklerimiz Hakiki Öz Hizmet Planının adamlarıdırlar ve bizlerin asli orijinal halleridirler .Yani tanrısal özümüze çok benzerler ve ilahiliklerinde zerre kusurasla yoktur. Bizler yüksek benliklerimizden Kapalı Sinyalizasyon Tertibatı denilen bir sistemle imkan alırız .Eğer bu özgür seçim gezegeni denilen dünyada özgürce bu imkanlarımızıonların arzusunda kullanmazsak ve aksine bu imkanları tersine kulanır,negatife çevirmeye inatlıysak onlardan gelen imkan muslukları bir süre sonra kesilir duruma gelir ve eğer biz inatla yüksek ahlaki değerlere uymaz isek ,inatla negatif olguları kendimize yaşatırsak çok doğal olarak bu gelen imkanların kesilmesiyle yerine negatif olguları yaşayan şeytani topluluktan imkan almaya başlarız. 5 koluyla şeytani topluluk olarak icraatlarını sürdüren Orion Nebulası'nın Negatif Tesir Kuşaklarından beslenmeye başlarız.. 5 şeytani topluluktan hangisine uygun meyil edersek, yani kapısını çalarsak o kapıdan tesir gelir. Örneğin, Kibir olgusu mu ? Oriondan gelir, Bunalım mı? Zentarion'dan gelir.. Büyü mü? Pentarion'dan.. Seksüel sapkınlık mı? Amerion'dan.. Barbarlık mı? Nakarion'dan gelir. Biz hak vermezsek ve her anda davetimiz olumludan yana olursa ,davet ettiğimiz melekler olacaktır .Yoksa Özgür İrade Yasası gereği davet etmediğimiz, meyil etmediğimiz asla bize bulaşmayacaktır. Bu yüzden eğer biz hangi kutba benzeşirsek o kutuptan imkan alırız. Kendi asli orijinal hallerimiz olan yüksek benliklerimize benzemek ve onları burada tecelli ettirmemiz dileklerimle... |


Değişmek biz insanlar için olmazsa olmaz bir gereklilik olduğu gibi bir o kadar da zordur.Neden bu kadar gerekli olan bir değişimi yaşamakta zorlanıyoruz ? Neden hep yeni olana açılmaya direniyoruz?Acaba yeniliğe direnen bilinç mi yoksa sonradan oluşmuş aklımızın, egomuzun konforuna düşkünlüğü ve yeniye olan korkusunun bize olan etkisi mi?